Haykırabilecek miyiz?

Kendimizi yaşayamıyoruz.
''Hayat''dediğimiz karmaşa sürüp gidiyor,yıl, ay ve gün dediğimiz dilimler halinde''Zaman'' geçiyor.
Hayatımız boyunca olamadığımız kendimiz, sahip olamadığımız bir kimlik gibi, uzaklaşıyor bizden, sonsuza, bilinmeyene doğru, ve hayatın başlangıcıyla sonu arasında ne kadar kısa bir yol aldığımızı anlıyoruz....
Ve sonsuz karanlıklar...
Hangimiz, hüzünlü bir sonbahar akşamında, başımızı yaslayıp konuşabileceğimiz bir dost, güvenebileceğimiz bir insan aramıyoruz ki?
Anlatılacaklar hep kalır içimizde, birikir son nefese kadar, bizimle taşınır sonsuz karanlıklara.
Kelimelerle konuşmak, yazılara dökmek içimizi, şiirlerin, hikayelerin gücüne sığınmak, kara, kara harflere dökeriz çoğu zaman içimizi.
Bir gün, hiç ummadığımız anda çıkar karşımıza, bir dostluk çağrısıdır yapılan.güçlü bir ses, içten bir “Merhaba”dır.
Ya aynı güçlü ses ve içten bir merhabayla cevap verecek, ya da, duvarlarını sessizlikten ördüğümüz dünyaya çekilip korkularımıza teslim olacağız.
Kendimizden bile kaçtığımız zamanlarda,uzatsak elimizi, yıldızlara bile ulaşabileceğimizi göreceğiz, hemen biraz uzakta bekleyen bir dosta uzatacak mıyız elimizi? ''yanında olmak istiyorum diye HAYKIRABİLECEKMİYİZ''
sevgi ile ümit veren gözleri görebilecek miyiz?
******************
Dost sese koştum. sevgi ile bakan gözleri gördüm.bana neler vaat ediyordu kelimelere dökemem, sevmek çok güzel,sevdiğinle birlikte yaşamı paylaşma kararı ise, en mükemmeli..
Bir tek korku kaldı içimde,yıllarca gün ışığına hasret yaşayan gözlerim,duvarlarını sessizlikten ördüğüm yalnızlık çemberini parçalamak isteyen bedenim,kendini yaşamaya kararlı yüreğim,,yaşamının son baharında tüm güzellikleri yaşatana, hayatında ki değişikliğe uyum sağlıyabilecek mi? gerçek mutluluğu yaşarken... yaşatabilecek mi?

24/Mart/2003
Gülay Atilay Durmaz